GÜNCEL
Giriş Tarihi : 12-08-2021 17:09   Güncelleme : 12-08-2021 17:09

Ankara diplomatlarından mülteciler için açıklama

Diplomatik kaynaklar Türkiye'ye gelen göç dalgası hakkında açıklamalarda bulundu.

Ankara diplomatlarından mülteciler için açıklama

Diplomatik kaynaklar Türkiye'ye gelen göç dalgası hakkında açıklamalarda bulundu.

Afganistan’dan Türkiye’ye İran üzerinden göç dalgası sürerken, ABD’nin ve AB’nin mülteciler için Türkiye ve İran’ı işaret etmesine sert tepki gösteren Ankara, AB’yi uyardı. Türkiye’nin mülteci istasyonu olmadığına ve daha fazla mülteci yükümü kaldıramayacağına dikkat çeken diplomatik kaynaklar, herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini vurgulayarak, AB’nin de Afganistan’dan gelebilecek göç dalgasına hazırlıklı olması gerektiğini kendilerine ilettiklerini söyledi. Suriyeli mülteciler konusunda AB ile bir anlaşmanın olduğunu hatırlatan kaynaklar, Afgan mülteciler konusunda ise böyle bir anlaşmanın bulunmadığını belirterek “Avrupa’ya gitmek isteyen Afganlara engel olmayız, kapıları açarız” açıklamasında bulundu.

“İRAN ENGEL OLMUYOR”
Mevcut durumu gazetemize değerlendiren Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Bilal Sambur da “Afgan halkı, Taliban deneyimini yaşadığı için büyük gruplar hâlinde ülkeyi terk ediyor. Ancak daha önce İran’a gelip duruyorlardı, bu defa İran, Afganistanlıların Türkiye’ye geçişine imkân sağlıyor. Mülteciler İran üzerinden Ankara, İstanbul ve İzmir ağırlıklı olmak üzere Türkiye’ye geliyor” dedi.

“KOTASINI DOLDURDU”
Sambur “Türkiye’nin Kâbil havaalanı güvenliğine talip olması Afganlıları Pakistan, Hindistan gibi yerlere gitmek yerine Türkiye’ye gelmeye yöneltti. Bu tabii, Afganlıları şöyle düşünmeye sevk etti; ‘Eğer Türkiye Kâbil’de güç bulunduracaksa, güvenliği sağlayacaksa bizim doğal adresimiz Türkiye.’ ABD ve AB ülkeleri de Afgan kamuoyunun duygu ve düşünce hâlini bu şekilde okuyup, ‘Bunlar Türkiye’de kalsın, Türkiye bunları muhafaza etsin’ diye düşünüyor. Ancak bunun sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik maliyeti var. Türkiye artık Suriyeli mülteci akınından sonra mülteci kabul etme kapasitesini doldurdu. Toplumda bu konuda ciddi bir rahatsızlık ve şikâyet olduğu çok açık” ifadelerini kullandı.

“BATI HASSAS DAVRANMALI”
Prof. Dr. Sambur şunları söyledi: Afgan mülteci akını, Suriye mülteci akını ile birlikte düşünüldüğü zaman bizim toplumsal dinamiklerimizi ve fay hatlarımızı ciddi bir şekilde daha kırılgan hâle getiriyor. ABD ve AB’nin Türkiye’yi sadece bir göçmen deposu veya göçmenleri durduran bir mekanizma olarak görmek yerine, bizim toplumsal hayatımızda meydana gelen kırılganlıkları ve sıkıntıları da dikkate almaları lazım. Ancak Batı dünyasında bu hassasiyetinin oluşmadığını görüyoruz.

İRAN SINIRINDA 3 KADEMELİ EMNİYET SİSTEMİ
Türkiye, yasa dışı göçle mücadele için İran sınırına gerekli birlik kaydırmaları ve takviyeleri yaptı. Hudutların güvenliğinde kamera, termal kamera, radar, dürbün, fotokapan ve diğer mevcut keşif ve gözetleme vasıtalarının yanında İnsansız Hava Araçları ve İnsanlı Keşif Uçaklarından da istifade ediliyor. Bu kapsamda üç kademeli emniyet sistemi oluşturan TSK, ilk kademede; hudut birliklerinin gözetleme, kontrol, pusu ve devriye faaliyetleri icra ediyor. İkinci kademede; komando unsurları ile geri bölgede, dere yataklarından geçişi engelleyecek şekilde hareketli pusu ve devriye faaliyetleri yapıyor. Son kademede ise jandarma unsurları ile gerekli koordine kurularak yasa dışı geçiş yapan şahıslar yakalanarak sınır dışı ediliyor.